Dağçı Erdal: Lazım idi bu mənə ?

Nisan ayının sonuncu haftası , Bakü’de sıcak ve nemli bir gündü , tam da gündüzün sıcak gecenin de  soğuk olduğu zamanlar , ve ben arkadaşlarımla öğlen yemeğinde oturuyorken telefonuma bir bildirim gelmişti ‘’ Heyder Eliyev Zirvesine yürüyüş ‘’ diye bir etkinliğe Davet olduğumu gördüm , ekran klidini açtıktan sonra 3751 metre yükseklikte olduğunu öğrendim , ve hiç düşünmeden ‘’ Tamam Gidiyorum dedim ‘’ …

Daha sonra ev arkadaşım Süleyman’ı arayıp benimle gelmek isteyip istemediğini sordum ve o da en az benim kadar deliydi o da düşünmeden hemen ‘’ ben de geliyorum dedi ‘’ ….

Kafamda sadece bir düşünce vardı o da ‘’ Gündüz bulutların üstünde olacağım ve gece de şehirin kirli ışıklarından uzak yıldızları seyir edeceğim ‘’ düşüncesi vardı …

O gün kayıtlar için son gündü ve ben koştura koştura ClimBaku’ya gidip kaydımızı yapmıştım ‘’Gilavar ekstrem kulubu ‘’ ile gidecektik ….

Daha sonra bize lazım olan ekipmanlarla tanışmaya başladık yavaş yavaş , Hayatı boyunca hiç outdoor sporla ilgilenmeyen ve hatta futbol’dan başka spor bilmeyen iki insandık , bize söylenen ekipmanlardan yavaş yavaş aramaya başladık ve tabii ki hiç kolay olmadı çünkü ekipmanlar listesi rusca idi ( spalnik , palatka , vs … ) bunları bulmak bizim için hiç kolay olmadı çünkü pek çoğunun ne anlama geldiğini bilmiyorduk bile google’a yazarak fotoğraflar bölümünde aratarak bulduk , sonraki durak ise bunları nasıl elde edebiliriz idi..

Daha sonra CampSiz ile tanıştık çadır kiralamak için ve şansımız yaver gitti. Orada Ferid Selimov ile tanıştık ki o bizi büyük felaketten kurtardı ki bize orada kış havası olduğunu söyledi ve bizim hiç birşeye hazırlıklı olmadığımızı söyledi …

Daha sonra sefer günü gelip çatmıştı , biz hazrılıklıydık , çünkü elimizde su geçirmeyen pantalon,  su geçirmeyen mont , bir sürü çorap bir sürü yemek ve içlikler vardı ve hiç üşümeyecektik , çok heyecanlıydık ilk kez böyle bir maceraya gidiyorduk , daha önce çadır’ı sadece filmler’de ve ya fotoğraflarda görmüştük hiç bir kamp  , dağcılık ve ya hatta doğa yürüyüşü ( hiking ) tecrübemiz yoktu …

Qubanın yeşilliğine vurulduk arabadan iner inmez , ve herkesin telaşla nasıl giyindiğini gördük , sorduğmuzda da ‘’ yukarı’da kötü hava var şimdiden giyinmekte fayda var ‘’ denmişti bize ..

Biz de getirdiğimiz herşeyi üzerimize giyinip üşümemek adına önlemlerimizi almıştık , daha sonra kamp yerine gitmek için yola düştük …

 

Yürüyüp kamp yerine vardığımızda bizi Ferid Abi karşıladı ve o zamanlar bizim üniversitenin kulübü Rehberi ( Medicus ) Sona xanım’la tanıştırmıştı , çadırımıza yerleşip hemen uyumuştuk karla karışmış yağmurlu havada uyanmıştık , yaklaşık bir saat sonra yemeğimizi yedik ve buraya kadar herşey çok güzeldi , güneş bulutların arasından yüzünü göstermişti ve muhteşem manzaralar seyir etmiştim o gün ….

 

Ve sonra … Güneş battı .. çok soğuk oldu ve ben artık üşümekten çok titremeye başlamıştım , hiç alışık olmadığım bir havaydı , Irak’ın Kerkük şehirinde doğup büyümek kışın en fazla 0 derece olması ve yazın da 50-55 derece’lerde yaşamak demektir …

saat 10’da yatıp 7’de yürüyüşe başlayacaktık ….

O gece soğuktan titrediğim kadar hayatımda hiç titrememiştim ve tabi ki hiç uyuyamamıştım …

Saate bakıp güneşin doğacağına ne kadar kaldığını hesaplıyordum , güneş doğunca ısınacaktım ..

Ayak parmaklarımı hissetmiyordum .. üstüme giyinecek Kuru kıyafetim de kalmamıştı , iyi ki fazla çorap almayı akıl etmiştim , 3 tane çorap giyinip hala ayak parmaklarımın donduğunu hissediyordum elimle vücudumu örtmeye çalışıyordum ve elimi hareket ettirdiğim anda titriyordum yine … içimi ısıtan tek şey ‘’ bu bitecek ve eve dönüp sımsıcak bir duş alıp battaniyenin altına girip 10 saat uyuyacağım ‘’ düşüncesi olmuştu …

Biraz sonra güneşin ilk ışıklarını görür gibi oldum ve hemen çadırdan çıkıp kendimi zirve gününün ışığının önüne attım , biraz ısındıktan sonra çadıra geri döndüm ve Süleyman ( çadır arkadaşım ) ile birlikte elimizi ayağımızı çakmakla ısıtmaya çalışıyorduk ( yalnış hareket olduğunu bilmiyorduk ) kendimizce ısınmaya çalışıyorduk , daha sonra herkes uyandı ve ateş yakmaya çalıştık tabi ateş yanıp sönüyordu , elimizde getirdiğimiz benzin de yanmıyordu , oradaki arkadaşlardan biri içeriden yağ getirip üzerine döktükten sonra odunlar tutuşmaya başladı ve biraz ısınabildik …

Saat 6:50 gösteriyordu ve herkes son hazırlığını yapıyordu biz de yapmaya çalışıyorduk, hazırlığımız sadece bir kamera ve bir kaç kat kıyafetten ibaretti , nasılsa yakın mesafe çıkıp inecektik çünkü önceki gün zirveyi görmüştük ve fazla ağırlık almamıza gerek yoktu  ..

Ben güneş gözlüğümü kayıp etmiştim ve hiç bulamadım, karlı bir dağda güneş gözlüğü şart idi ,  Ferid Abi kendi gözlüğünü ve çantasını vermişti bana sağ olsun…

Saat 7 olmuştu ver herkes tek sıra dizilip yola koyulmuştuk..

Yürüyüş başladığında en önden 5. Kişi bendim ve yaklaşık yarım saat yürüyüşten sonra sondan 5. Kişi idim sanırım , öyle geriye düşmüştüm ki duman geldiğinde sıranın ön kısmını göremiyordum o kadar geriye düşmüştüm ….

En arkadan ‘’ Gedin Gedin dayanmayın ‘’ sesleri , her 5 dakika ‘da dinlenmeye oturan ben ve bir kaç arkadaşı zirveye adeta zorla çıkarıyorlardı …

Yol gittikçe uzuyordu ve kime sorsam bana ‘’ Hemen şu tepenin arkası ‘’ cevabını almak beni psikolojik olarak da yormuştu , ve tabi ki hazırlığımızda hiç bir yiyecek , içecek veya su almadığımız için de bir yandan da bir adım ileriye atıp 3 adım geriye kaymak da aşırı sinir bozucu ve yorucu idi ve o sırada insanın aklına BENİM BURADA NE İŞİM VAR , BEN NİYE KENDİME BUNU YAPIYORUM ya da Azerbaycan Türkçesiyle LAZIM İDİ MENE BU ? …

 

  

 

Yolda su ihtiyacımı karşılamak için kar yemekten boğazım kurumuştu … 1 ileri 3 geri adımlarla yavaş yavaş bir tepeyi aşmaya çabalarken iki kişi duruyordu tepede az kaldı az kaldı diyerek çağırıyorlar ve herkesi elleriyle yukarı çekiyorlar son adımlarını atmak için .. yukarı çıkınca hiç gücüm kalmamış düşmüştüm onlar beni kaldırdı ve önüme güzel yokuş olmayan güzel düz bir yer çıktı , zirve biraz ilerideydi , sevinecek gücüm kalmadığı için yere uzanıp bol bol nefes aldım gücümü toplayıp zirvede bir kaç fotoğraf çektik … zirveden hiç manzara görünmüyordu çünkü hava dumanlıydı .. sevinçliydim ve aynı anda tükenmiştim , keşke biri bişey olsa da beni zirveden alıp hemen kampa götürsün diyordum …

Sevinçliydim çünkü bu işkence bitmişti artık eve dönecektik , sıcak suya sıcak yatağıma kavuşacaktım ..

Dönüş yoluna koyulmuştuk .. az önce gelidğimiz yokuşu aşağı doğru gitmeliydik  ve bazıları kayarak iniyordu ben bunun iyi bir fikir olduğuna inanmayarak yavaş yavaş iniyordum ki birden ayağım kayıp yokuş aşağı hızla gidiyordum , ne yapacağımı bilemedim birinin bana bağırarak ayağını yere vur dediğini duydum , ben de sağ ayağımın topuğu ile tüm gücümle yere vurdum , hızım düştü fakat duramadım daha kötü birşey oldu , yerimde dönerek bu sefer yana doğru gidiyordum ki düz bir yerde ancak durabildim …

Aşırı derecede korkmuştum … şok olmuştum ve bir süre olup bitenleri hazmetmeye çalışarak etrafıma bakınıyordum , ya duramasaydım ? ya sola kayıp başka bir yere düşseydim ? yola devam ettim ve bu sefer daha çok dikkatle iniyordum bir kaç kez yine kayıp düştüğüm oldu ama kendimi tutabildiğim de oldu … yol hiç bitmiyordu ve benim tüm gücüm tükenmişti … dağa gidenler bilir her zaman dönüş yolu daha uzunmuş gibi gelir isnana …

Daha sonra kamp yerine geldik sonunda bizim yürüyüş rehberimiz Babek Abi bizi aşağıda karşıladığında tebrik etmişti , tebrikten sonra kendime geldim ve fark ettim ki belki herkes için normal olabilir ama benim için büyük bir başarı idi ..

Dağcılık , kampçılık , doğacılık ile ilgilenmeyen ve hatta hiç duymanayan  biri için bir başarıydı …

Eşyalarımızı toplayıp hemen dönüyorduk … ayakta duracak gücümüzün olmaması yetmezmiş gibi bir de yağmur yağmaya başladı , çamurlarla boğuşarak uzun bir yol gittikten sonra aşağıda bekleyen arabaları gördük , ilk şehirleşme ve ya kentleşme işaretiydi .. sonra arabalara binip gittik , sıcak suya ve sıcak yatağa kavuşmak için … Her tarafım ağırıyordu , bacak kaslarının tüm guruplarının çalıştığını desem yalan olmaz ….

Ben birdaha dağa falan gitmem dedim o gün , kendime de epeyi kızıp küfür ettim böyle birşeye düşünmeden kalkıştığım için , kendimi hiç bir şekilde dağda hayal edemiyordum … bir süre sonra tekrar gitmek için can atıyordum ..

Çünkü dağların büyüsüne kapılmıştım bir kere … şimdi ise günlerimi işlerimi derslerimi dağa gideyim diye planlıyorum ve bundan da çok büyük zevk ve mutluluk duyuyorum …